Orada Burada Sürtmenin Faydaları

  
    Yok öyle faydası maydası haberiniz olsun. 
    Hani derler ya çok gezen mi çok okuyan mı...Hepsi tamamen hayata ne şekilde baktığınızla bağlantılı. Bir süredir internet ortamında Uluslar arası kaynaşma yaşayayım dedim. Çeşitler çok. Hatta bazıları her fırsatta o ülke senin bu ülke benim gezmiş. Hatta baktım ki fotoğrafta ki arka fon tanıdık. Bizim kelebekler vadisinden. Daldım direkt başka nereleri gördün sevdiceğim ülkemde diye. Bana demesin mi çok gezdim ama isimlerini hatırlamıyorum. Hadi hepsini hatırlama da hatıra çektiğin fotoğrafı hatırla bari. 
    Yok işte böyle boş boş gezenler de var. Bazıları Kültürel gezilere katılır ( Şekil 1a - Ben), bazıları ise gece hayatı, plaj, kumsal olsun der. Yinede aklıma takılan ne kadar bilinçli gezdiğimiz? Genelimiz bence böyle yapmıyor. Diyor ki; Aaaa ucuza tatil mekanı buldum? Hadi valizi hazırla. 
    Hadi ön hazırlık olsun diye okuduğumuz, planlar yaptığımız onca kitaplar da mevcut. Ama maalesef Ülkeye ya da şehre giriş itibariyle bulunamayan Pansiyonlar, gezilemeyecek halde ki mekanlarla karşılaşırız. Bazıları çoktan kapanmıştır belki. Güncel değil ki kitaplar.
    Evet ben çok gezdim, gördüm. İsteyerek değil aile hayatım böyleydi. Sonuçta bıkkınlık geldi diyebilirim ama kanıma işlemiş bir kere. Arada ortam değiştirmem gerekli. Yinede artık eskisi gibi bir cesaretle yollara koyulamıyorum. 
    Hayatımda ki tecrübelerin birikimi bazen ağır geliyor. Şöyle hayata yaya yaya yaşasaydım da öyle ilk yarısında tüketmeseydim her şeyi.

Saçma Seriler Yirmi yedi

   
    10 günden beri hastayım. Ama dün geceden sonra daha kötü bir halde olabileceğimi sanmıyorum. Uzun yıllardan sonra ilk defa ses tellerim ödem topladı ve sesimi kaybettim. Cidden şaka gibi.
    Yıllar geçtikçe soğuk algınlığı denilen hastalık grubundan kurtulmak gittikçe zorlaşmakta. Ben bunu bire bir deneyimleyerek yapıyorum. Geçmişte hep ilaçlara başvurdum ve bir süre süründükten sonra ayaklandım. Sonrasında keşfettim ki aslında bünyeyi ilaçlarla bu kadar bozmaya gerek yokmuş. 
    Evet derdim bu. Doktorun bana vermiş olduğu ilaçların daha ilk günden dokunması ve bünyemin ayakta geçireceği türden bir şeyin beni yıkması oldu.
    Dün gece şiddetli öksürmek den karın kası yaptığıma eminim çünkü şu anda o kaslar oldukça ağrımakta. 
    Yine de zihinsel faaliyetlerim yerin de ki bu yazıyı yazmaktayım ^.^ Ya da toptan kaybettim...(saati gördüm de şu anda)
     Her zaman ki gibi bir çıkarım, bir ders, bir tavsiyede bulunamayacağım. Bu hastalık devresinde sinirlerim oldukça laçkalaşmış durumda. Oturup ağlamak istesem de bütün göz yaşlarım gözlerimi es geçip burnumdan çıkıyor sanki ^.^
     Başaracağım başaracağım, ben bunu da atlatmayı başaracağım.

MiM: İşte Bütün Mesele Bu

   
     Sevgili Aysel Ezimova, Blue Things blogunda güzel bir Mim başlattı. Beni de davet etme inceliğini gösterdi. Bence fikir oldukça başarılı olmuş. Fakat benim bu kadar düşünüp taşınacağım hiç aklıma gelmemişti açıkçası ^.^
     Sorulara karşılık bulmak için epey uğraştım çünkü fark ettim ki daha yeni olduğum bu blog aleminde takip listemde ne kadar çok insan olsa da ben bir çoğunu iyi tanıyacak şekilde ilgilenmemişim. Tanıdım ve anladım ve ilgilendim dediğim çok az blogger arkadaş mevcutmuş. Açıkçası utandım diyebilirim.
    Bu sebeple verdiğim cevaplarda bazen aynı kişi iki farklı kategoriye girebiliyor benim için. Hoş eminim tanımadığım yada tanımaya fırsat bulamadığım nice güzel bloglar mevcut. Şimdiden affınıza sığınmayı istemekteyim çünkü bu Mim`i kendi tarzımda cevaplamaz isem orta yerimden çatlarım ^.^
    Gelelim sevgili Aysel`in hazırladığı Mim sorularına (Ayrıntılar için lütfen Blue Things bloguna uğramayı unutmayın). Konumuz Blogunuz bir apartman olsaydı...

1-´´Bütün apartmanı tanıyan, herkesle tanışmışlığı olan, herkesle yakın olan kişi`` diyebileceğiniz blogger hangisi?

Blog Hocam: Blogumu açmadan önce yaptığım araştırmalarda bilgilerinden oldukça  yararlandığım birisidir kendisi. Ancak sonra sonra fark ettim ki herkes tanıyor, biliyormuş onu ama ben yeni keşfetmişim ^.^

2-´´Apartmanın kütüphanesi`` diyebileceğiniz üç kiracı hangileri?

İşte bu konuda biraz yavaşım çünkü daha hala keşfetme aşamasında olduğum benim için tek kişi var. Bir gün bütün kitap yorumlarını incelemeyi bitirir isem bir başkasına geçicem ama şu anda benim için tek.

Kitap Eylemi: Sevgili Eylem`in bana çok büyük faydaları olmuştur. 2011 yılından beri yazdığı bulogunu en baştan okumaya başlama karını aldığımdan beri, bana kattığı kitap arzusu gün be gün arttı. Elbette okuma tarzımız öyle %100 uyumlu değil ama sayesinde tanıdığım yazarlar ve kitaplar bana yeni ufuklar açtı. İsteksiz olarak geldiği (güneşli, sıcak yerleri sevmiyormuş) Manavgat tatilinde ise gününün bir kısmını bana ayırdı ve yüz yüze görüşme fırsatım oldu hem kendisiyle hem de ailesiyle. Ben çok sevdim kendisini umarım tekrar karşılaşırız.

3-Apartmanın en tatlı anneleri kimler?

Annelerin hepsi tatlıdır diyeceğim ama yemezler ^.^ Benimde bir anne kuşum var ve ahanda yan koltukta oturuyor. Yüz yüze atışmak yerine bazen bloglarda atışıyoruz ^.^ Karşılıklı kullandığımız en yeni tehdit sözcüğü ´´Bak seni blogger arkadaşlara şikayet ederim haaa!`` oldu ^.^

Yinede tatlımıdır bilmem ama, yeterince olmasa da çatlatmış ve çok sevdiğim bir anne var tabii ^.^

Annesi`nin Prensesi:Sevgili kızına anı osun diye açtığı blogunu ´´günlük yaşam mücadelesinde nasıl ayakta kalınır`` derslerine çevirmiş bir insan kendisi. Anlamadığım ve anlayamayacağım bir çok duyguyla yazmakta (çünkü ben ne evliyim ne de çocuğum var) fakat öze döner isek (atomik parçalara kadar gitmemize gerek yok ^.^) benim yazdıklarımı anlayabilen nadide insanlardan biri kendisi. Gün gelir fırsat bulur isem kendisiyle yüz yüze tanışmayı çok isterim ^.^

4-Sohbeti en tatlı olan üç kiracınız?

Bak işte cevaplaması zor olan sorulardan biri. Ben yeni yeni çevreyi tanıyorum ama bloggerlar ile oturup harıl harıl sohbet ettiğimi söyleyemeyeceğim. Yorumlarımı olabildiğince kibar yapmaya çalışırım ve bir o kadar kibar yorumlar aldım. Umarım böyle devam ederiz ^.^

5-´´Her şeyle ilgileniyor bu kiracılar`` her konuda yazan blogger üç kiracı?

Bu benim şaşırdığım konulardan biridir. Blog tanıtma etkinliği yaptığımda fark ettim. Kişisel blogger olarak nitelendirilen çoğu blogger arkadaşlarımız Her telden yazabiliyor genelde. Yani sadece film ya da sadece sanat konusunda yazan kişiler çok az. Hangisi daha çok emek gerektiriyor acaba diye düşünmeme sebep olmuştur bu durum.

Herteldenşef:O her yerde, o her şeyde ve hatta şu anda sizin yayınınızı okumuş, yorum yapmış ve paylaşmış bile olabilir ^.^ Kaçırdığınız konuları takibe alabilirsiniz ve yeni yeni sayfalarla karşılaşabilirsiniz onu takip ederek ^.^ Yinede en sevdiğim yanlarından biri kendisinden öğrendiğim yeni terimler ve bakış açılarıdır.

Rabia-serteli:Kendisini nasıl dile getirsem bilemedim.Verdiği reçel tarifleri kadar tatlı, kullandığı üslup kadar Hanımefendi. Havadan Sudan kategorisi olarak nitelendirdiği kendi blogu cana yakın bir karşılamayla sizi güzel bilgilerle çepeçevre sarmakta.

Beyda`nın Kitaplığı:Bol çeşitli gördüğüm, hemen hemen her şeyden var dediğim bir blogger olur kendisi. En çok merak ettiğim bölümü kitap yorumları olsa da henüz yeterli ilgiyi gösteremedim kendisine. Bu sebeple özürlerimi sunarım.

6-Bu apartmanın en bakımlı üç kiracısı?

Bakım olarak sadece makyaj olayını algılamadığımı bilmenizi isterim. Ah! evet bir de ben makyaj yapan biri değilimdir ^.^

Soslu Badem:Yaşam tarzına yansıttığı pratik bilgileri ve yaptığı parfüm şişesi koleksiyonunu çok beğendiğim (bu kıskanmakla eşdeğer benim için) bir blogger kendileri ^.^

Derya`nın Spor Günlüğü:Dediğim gibi, bakım her zaman makyaj yapmak yada kılık kıyafetle alakalı değildir benim için. Beden sağlığınız da önemli. Verdiği bilgiler ile bir çok kişiye yardımcı olmuş bir blogger. Umarım daha bir çok insana ulaşır ve faydası olur paylaşımları.

Gizem Düşünüyor:Bir çok makyaj ve bakım deneyimini paylaşan ve benim bilmediğim Limonata tarifiyle kalbimi kazanmış biridir kendisi ^.^ Her ne kadar makyaj kısmı beni pek ilgilendirmese de ürün tanıtmak amaçlı değilde denediklerini yorumlayan kişileri tercih ederim. Gizem de onlardan biri ^.^

7-´´Önerilerine kendimden daha çok güvenirim`` dediğiniz üç komşunuz?

Hmmmm! aradım taradım ve maalesef üç kişi ye tamamlayamadım. Eldekilerle yetinin ^.^

Blog Hocam:Şu ana kadar daha iyisine ben rastlamadım ama belki vardır bilemicem ^.^ Kendisine de teşekkürlerimi sunmuştum ama yine de buradan tekrar sunmak isterim. Yeni ya da eski bütün blogger arkadaşlara düzgün ve anlaşılır bilgilerle sunduğunuz yazılarınız için çok teşekkür ederim.

Doğuş Hakan Yılmaz:Blogumu açtıktan sonra teknik gelişimleri nasıl ve ne ölçüde yapmam gerektiğini kendisinden öğrendim. Benim için neler gerekli neler gereksiz, ne tür hatalar yapabilirim ve nelere bulaşmamak gerektiğini de. Kendisi oldukça ilgili ve bilgili bir insan.

8-´´Öykü dinlemeye, kahve içmeye giderim`` dediğiniz yedi komşunuz?

Ben o yedi kişiyi bulursam eğer başım gün boyu blog okumaktan kalkmaz ^.^ İşte bu nedenle ancak üç kişi olduğunu keşfettim.

Anılarım Bomboş:Sevgili Tılsım Her Telden bir blogger olsa da ben en çok yazdığı hikayelere hayranım. Konular yaşamın parçaları olsa da öyle bir duygu aktarımıyla sarıyor ki beni yazı bittiğinde bir süre kendime gelmeyi bekliyorum. Benim yapamadığım bu beceri isteyen yazım sanatını acayip kıskanıyorum haberin ola ^.^

Deryada Damla:Okumaktan da takip etmekten de zevk aldığım kişilerden olur kendisi. Ama benim ayrı ayrı yönlerime hitap eden yazım kişiliğinle çekiyorsun desem yeridir. Gülerken ağlamak gibi seni okumak ^.^

Sade ve Derin:Olmak istediğim ama ihtimal vermediğim bir nokta. Her yazara en azından çabaları için saygı duymak gerek ama kendini geliştirmeden kalmak olmaz. Bir de ideal yerleştirmek gerek aklınıza. Ulaşmak istediğiniz ve bunun için çabaladığınız. Benimkisi şu an için Deeptone ^.^

9-Yeni taşınsa da, çok samimi olan ve alıştığınız üç komşunuz?

Heheheheheeeee! ^.^

Meczup Yazar:Ben yeni tanıştım, hemen kaynaştım ve çok sevdim ^.^ Umarım uzun soluklu bir blogger olur.

Kerem Esena Fikir ve Sanat:Biri Keremin girdiği yaz tatili tembellik sendromundan çıkarsın lütfen ^.^ Güzel güzel açtığı blogu şu an durgunluk yaşasa da umarım yakında piyasaya geri döner ^.^

Herteldenşef:2017 yazıyor paylaşımlarının başladığı tarih ama sanki yıllardır birlikteyiz, ne iş? Hahahahaaa! Sen paylaş ben oradayım ^.^

10-Bu apartmanın en doğal üç kiracısı?

Ay ben bunu çok düşündüm valla...Acaba soruyu ne şekilde algılasam diye evirdim çevirdim olmadı. Her seferinde hep bir muzur cevap geldi aklıma ^.^ Sonunda içimden geçene yenildim ve şöyle bir cevap buldum;

BEN.

-Benden daha doğalı mı var ayol?
-Yok tabii.
-Varsa hodri meydan çıksın karşıma.
-Yok yok çıkmaz.

Bu benim Ego ve Süper Egomun karşılıklı muhabbetiydi ^.^ Arada kaynayıp giden felsefi yanım dalga geçercesine sırıtıp aralarındaki muhabbeti dinliyordu. Ruhum ise ´´artık bunları ben bile kurtaramam`` deyip saldı çayıra hepsini ^.^

Kişisel blog yazarlarının hepsi doğal yazarlardır çünkü kendi duygu ve düşüncelerini ellerinden geldiğince aktarırlar, konu ne olursa olsun.

11-Anime delisi olan iki komşun?

Bende anime ve manga delisiyimdir ama hiç çaktırmam ^.^

Ters Dönmüş Squirtle:Kendisi Manga Hanta çeviri grubunun üyesi olduğum sitenin sahibi olur. Kardeşim derim kendisine o da bana abla ^.^ Manga çeviri dünyasında tanıştığım en tatlı insanlardan biri. Yüz yüze görüşme fırsatımın oldu ve daha bir çok fırsatımızın olacağı bir insan. Kibarlığı ve yaşından büyük olgunluğu taktire değer. Bir de bloguyla daha fazla ilgilense güzel olacak ^.^

Ziel Shindo:Kendisinin bloguyla yeni tanıştım fakat anime dünyasının içinde olduğunu hemen anlayabilirsiniz. Sadece izle geç türünden değil yaşamının bir parçası olarak sunar bu anime sevgisini size.

12-Kendine en çok benzettiğin ve koşulsuz şartsız en sevdiklerinden olan üç komşun?

El aynam...odamda ki boy aynam....banyoda ki lavabo üstü aynam ^.^

Bu soru da uygun bir cevap bulamadıklarımdan. Benim zihniyetimde %100 uyumluluk diye bir kavram yoktur. Yeni olduğum bu Blogger dünyasında henüz bana çok benzeyen birine rastlamadım. Koşulsuz şartsız sevmek ise kişiliğimde olan bir yapılaşma değil maalesef. Biraz dramatik gibi görünse de durum bu.

    Zahmet edip sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim ^.^ Elbette bütün soruların cevabı benim düşüncelerim ve sorumluluklarını da almaktayım.
     Eğer bu Mim sizin için de uygunsa hemen sizde kolları sıvayın. Listemde olsun olmasın herkesi etiketledim varsayın ^.^ Ne kadar çok insana ulaşırsa o kadar iyi.




Kendi Üzerimde Sitar Testi

 
    Şahsiyetin başka işi, gücü yok tabi ne yapsın? Evet o şahsiyet ben oluyorum ^.^ 
    Arada kafamın üzerinde Ampul yakan (bende ki teknoloji ampul devrinden kalma) fikirler belirdiğinde, eğer uygulaması mümkünse kimse beni tutamaz.
    Dün izlediğim Japon animelerinden birinde geçen bir cümle üzerine harekete geçtim. Cümle şuydu; ´´Hindistan`da Sitar denilen bir müzik aletinden çıkan seslerin, insan beyninde ki Alfa dalgalarını ortaya çıkardığını ve zihinsel olarak kişiyi Alfa`ya çekip rahatlattığını duymuştum``.
    Bunun üzerine bende uyku öncesi rahatlama ve gevşeme çabalarıyla uğraşan bir birey olarak bu konuyu araştırma ve kendi üzerimde deneme kararı aldım. Öncelikle Sitar ile çalınan her parçanın işe yaramadığı ve sadece Meditasyon ve rahatlamak için yapılan özel albümler olduğunu keşfettim. Geriye kalan bunlardan birini seçip onu uyku öncesi dinlemeye kalmıştı. Fakat bu tür müziklerin bu kadar uzun oldukları hiç aklıma gelmemişti. Üzerinde çalışmaya uygun gördüğüm parça 105 dk 34 saniye sürmekte ^.^
    Bu sebeple erkenden bir yatayım da dinlerken belki uyurum dedim. Eğer hiç dinlemediğin bir müzik aletiyle yine hiç dinlemediğiniz bir melodi varsa maalesef kulak kesiliyorsunuz bir anda. Zihin algılamaya çabalıyor ben ne dinliyorum, hangi kategoriye koymalı diye. Bu geçici algılama sürecinden sonra adaptasyon sağlanmış ise asıl amacınıza dönersiniz (bütün amacım uykuya çabucak dalıvermek).
    Bana göre ben bütün parçayı bilinçli olarak dinledim ^.^ Ve kulaklarımda Sitarın sesi dururken rüya bile gördüm. Sürekli sırt üstü yatamadığımdan yan dönme isteğiyle hareket edince kulaklıklar kulağıma battı. Onları çıkartıp müziği durdurdum. O arada saate bakıyım dedim. Saat sabahın 3`ü olmuştu. Bu arada yatış saatim akşam 9:30 gibiydi. Kafam kalkmamıştı ama zihnim açılmıştı. Kulaklıklar takılı olmasa da hala Sitarın sesi zihnimde yankılanıyordu. Malum dalmışım yine ^.^
    Sabah kalktığımda aklıma ne kadar süredir müziği dinlediğime bakmak geldi. Şarkının ilk 25 dakikasında durdurduğuma göre ben dön babam dön baya bir dinlemişim ^.^
    Elbette bir günlük test yetmez bana. Denemeye devam.

Saçma Seriler Yirmi altı

 
    Hani evde yerde gördüğümüz saçların rengi ve boyutuna göre yargılama yapar ve sahibini ´´ Amma saç döküyorsun, bak yine her yer senin saçlarınla dolmuş`` deriz ya! İşte ben artık onu yapamıyorum. 
    Saçlarımı boyamayı bıraktığımdan beri orijinal rengi gri olarak adlandırılan bir kıvamda ve yerde ki beyazları terliğimin ucuyla iteleyerek ´´sanırım bana ait`` diyebileceğim evde ki Anne kuşumla ortak uzunlukta. İşin güzel yanı o artık beyazları göremiyor ^.^ Tek sırıtan koyu renkler azınlıkta kaldığından mutlu mesut (sanki çok az dökülen saç varmış gibi) psikolojisiyle etrafta dolanmaktayız.
    Sanırım bu demektir ki, ne kadar az şey görürsek o kadar az strese giriyoruz ^.^ Elbette olanları görmememiz onların var olmadığını göstermiyor. Kandırmayalım kendimizi. İnsanların hayal güçleri enva-i biçimde çılgınlığa yetecek kadar var. Kimileri bunları + , kimileri - taraflı kullansa da potansiyel potansiyeldir. 
    Gene eskilerden ve birilerinden duyduğum bir sözcük aklıma gelmekte ´´Az bilgi, çok mutluluk.`` Bunun üzerine çok düşünmüş ve haklı bulmuşumdur. Hatta zihinsel durumum öyle bir noktaya geldi ki ´´Keşke tek hücreli bir varlık olsaydım`` diyerek etrafta dolanmaya başlamıştım. Daha basit bir tabir aklıma gelmemişti o zamanlar ^.^
    Sonunda var olduğum şeyin en iyi niteliklerini kullanarak yaşamayı değil de sürekli başka şeylere özenerek ve onlara ulaşamayınca kendime acı çektirerek geçirdim yaşamımı. 
    Ben buna İNSAN OLMAK diyorum.

Not:Fotoğraftakinin ne olduğunu bilen arkadaşlar, öptüm alnınızdan ^.^

Bilgi

*Burada ki yazıların hepsi (konuk bloggerlar hariç) bana yani blog yöneticisine hatcepsut (Fulya Erdoğan) aittir. Hikayeler başka bir yerde kullanılamaz.
*Yorumların sorumluluğu yorumcunun kendine aittir.
*Güncellenen konuların başlıklarının yanına + işareti konulmuştur.
*Fotoğraf ve resimlerin üzerinde @hatcepsut olanlar, kendi çekimlerim ve tasarımlarım olur.

Bana Ulaşmak İsteyenler

Ad

E-posta *

Mesaj *

Copyright © 2013 Arada Saçmalamak Lazım ^.^ Download Blogger Templates