Saçma Seriler Yirmi beş

 
   İki gecedir kafamı yastığa koyar koymaz aklıma çok güzel blog yazı fikirleri geliyor. Her zaman ki gibi ´´sabaha yazarım, unutmam mümkün değil zaten`` deyip kendimi kandırıyorum. Bu huyumdan ne zaman vazgeçeceğim bilmiyorum.
    Hemde üst üste iki gün olunca acı vermeye başladı.
    Kafam dolu mu? Evet dolu.
    Ne var ki bu kadar düşünecek? Ben bulurum evrenin en gereksiz konularını sen dert etme.
    Bari bir sonuca ulaşabiliyor musun? Öyle bir şey söz konusu olsaydı varlığımın son bulması gerekirdi.
    Dönüp dolaşıp hep aynı konuda tıkılı kalmak mide kramplarına sebep oluyor bende. Çözüme ulaşmak istemediğimden mi yoksa baklava karın kasları yapmaya çalıştığımdan mı bilinmez, bu bilinçli işkence şekli bazen hoşuma gidiyor. Kendi sessizliğim içinde kaosun yaradılışı ve onun uçsuz bucaksız olasılıklara sürüklenmesini izlemek bende zihinsel özgürlüğümün ilanı gibi bir şey.
    Çevrem bu durumu depresif olarak nitelendirse de ben her yönüyle yaşamın tanımlanma çabası diyorum. Yaşam sadece olumlu şeylerden oluşmaz bilirsiniz.
    

Günün Kutlaması

 
    Bu gün Anne kuşum, kuş annesi, böcek kuşu annemin Doğum Günü ^.^
    Her sene bekleyip de erişemediği, kızının sabah kahvaltı hazırlamasını hediye olarak kabul ettiği bu önemli günü tüm blogger alemine duyurayım dedim.
    Ben! evet ben! Erkencikten kalktım ve daha gözümde çapaklarımla annemin Doğum Günü şarkısını geceden kurumuş kalmış dilimle söyleyi verdim. Sesimin garip çıktığını fark edince gece dişlerimi sıkıyorum diye taktığım silikon damaklığın hala ağzımda olduğu dank etti ^.^
    Evet ben öyle kolay kolay ayılanlardan değilim, anlaşıldığı üzere. Anne kuşum, kuş annesi, böcek kuşumun kahvaltısını dilediği gibi hazırladım ve balkonda karşılıklı oturduk. O yedi, ben gözümü açık tutmak için ne yapabileceğimi düşündüm.
    Sonuç olarak azat edildiğim kahvaltıdan odama ayılana kadar yatmak üzere yollandım.
    Aslında ya sitenin bahçesinden çiçek koparacaktım ya da kahvaltı hazırlayacaktım. Baktım ki abim çiçek göndermek için bana mesaj atmış bana da kahvaltı kaldı.
    Gün içinde Türk Kahvesi ve denize kadar eşlik etmeyi de katarsanız benim kadar tembel bir insanın ne kadar aktif bir gün yaşadığını anlarsınız ^.^
    Ne de olsa bu gün Anne kuşum, kuş annesi, böcek kuşumun Doğum Günü.

İlk 100 Takipçime Teşekkürler ^.^

 
    Nasıl oldu anlamadım. Daha dün açmadım mı ben bu blogu?
    Demek ki öyle değilmiş, değil mi?
    Özendim, bözendim, harbiden uğraştım ama kurabildim demek ki bir bağ ^.^
    Ay çok sevinçliyim ^.^
    Zamanından bana ayırıp yazılarımı okuyan, yorumlar yazan ya da yazmayan ama ilgi gösterip bir tık ile takip etme değerini gösteren sevgili bütün blogger arkadaşlara TEŞEKKÜR EDERİM.
    Öptüm hepinizi cancağızlarım ^.^

Saçma Seriler Yirmi dört

 
    Ömrümde görüp görebileceğim tek kitap okuma sevdasına tutulduğum bu 2017 yılını iyi değerlendirmek adına, düştüm her yönden istediğim kitapları bulma çabasına (kafiyeli mi oldu ne?).
    Deli divane takaslar, satın almalar, indirimden kitap takipleri derken ne kadar saplantılı bir kişiliğim olduğunu bir kere daha gördüm. Özellikle de piyasada 2. el satışı bile olmayan bazı kitapları bulamayınca, saç-baş yolma haline geldiğimde. ´´Cidden, ne bu ya!`` dedirtecek gerçeklerle karşı karşıya kaldığım bazı kitaplar benim için hazine avına dönüştü resmen.
    Elbette internet üzerinden aramak yeterli değil. Arkadaşlara haber saldım hemen (duyanda bir sürü arkadaşım var zanneder ama neyse). Kimi olumsuz kimi hala araştırma üzerinde. Etrafımda araştıra bileceğim çok fazla mekan yok maalesef (merkezi alanlardan uzak oturmanın çilesi).
    Şimdi durum şu; benim bu ulaşılamayana olan takıntım annemden geliyormuş o ortaya çıktı. Nasıl mı? Aynen o da piyasada baskısı kalmayan kitapları senelerdir aradığı için ^.^ 
    Hani konu başka bir şey olsa pek umurumuzda olur muydu diye düşündüm bir an. Hatta şimdi anneme sordum. Bu sahip olma isteği takıntısı sanırım belli bir yaştan sonra yok oluyor ^.^ Annemde pek kalmamış ama eskiden baya varmış. Bende de nesnel sahiplik iç güdüsü bir zamanlar fazlaydı. Ne kalemimi ne de silgimi kimselere kaptırmazdım ^.^ (Yerde bulduklarımı da araklardım ama o başka bir konu).
    Bu tür bir takıntı yılların taşınması, almalar-vermeler, kaybetmeler ile süslenince bir zaman sonra umursamazlığa dönüştü sanırım, fakat bu yıl ki kitap curcunam olayları birden değiştirdi ^.^
    Yaşantıma yeni bir eğlence kattığıma seviniyorum. Umarım sizlerde ömür denen bu kısa dönem zarfına bir çok eğlence katarsınız. Bunlar garip takıntılar olsa bile ^.^

Şişede Kalan Koku

   
    Uzun zaman önce birilerinden duyduğumuz ama daha iki yıl önce uygulamaya başladığımız bir yöntemle, artık poşeti açılmış çamaşır deterjanının kokusu kaybolmuyor. 
    Fotoğraftan da fark edildiği gibi su ya da gazozlu içecek şişelerine aktarılmış, kapağı sıkıca kapatılmışsa nemlenme, bozulma ve kokusunun güzel aromasını kaybetme gibi bir durum söz konusu değil.
    Elbette bu şeklin (benim yaptığım gibi sadece etiket yapıştır kalsın şekli) hoş görünmediğini söyleyebilecek kişiler olacaktır fakat plastik şişeleri kumaş ve benzeri evde bulunabilen malzemelerle süslemek çok kolaydır.
    Ben yapmadım çünkü dış görünüşe pek takılmadım. İşlevselliği benim için daha önemliydi ^.^
    Bulunduğum bölgenin aşırı nemli olması poşetinin açılmış olduğu bir çok kuru kalması gereken malzemeyi bozuyor maalesef. Ben plastik yanlısı olmasam da deterjanın yiyecek kriterine sahip olmaması bu yönteme daha sıcak bakmama sebep oldu.
    Bir zamanlar süslü püslü aldığım metal deterjan kabının ne kadar kolay paslandığını ve deterjanın kokusunu korumadığını görünce üzülmüştüm. Nede olsa metal kap pek güzel görünüyordu ^.^ Ardından plastik bir kap aldık ama kapak kolay açılır kapanır olunca içine rahat hava girişi yüzünden nemi uzak tutamadı. Hal böyle olunca son çare su şişesi oldu ^.^
    Bu ne kadar dayanır bilmem ama sadece iki yıldır kullanıyorum. Ben memnun kaldım uygulamadan, Belki sizde kalırsınız. 

Not: Bu seferki yazım biraz ruhsuz mu oldu ne? Kendimi Leman dergisinde ki Bezgin Bekir karakteri gibi hissediyorum ^.^ Bu sıcaklar bitirdi beni.

    

Bilgi

*Burada ki yazıların hepsi (konuk bloggerlar hariç) bana yani blog yöneticisine hatcepsut (Fulya Erdoğan) aittir. Hikayeler başka bir yerde kullanılamaz.
*Yorumların sorumluluğu yorumcunun kendine aittir.
*Güncellenen konuların başlıklarının yanına + işareti konulmuştur.
*Fotoğraf ve resimlerin üzerinde @hatcepsut olanlar, kendi çekimlerim ve tasarımlarım olur.

Bana Ulaşmak İsteyenler

Ad

E-posta *

Mesaj *

Copyright © 2013 Arada Saçmalamak Lazım ^.^ Download Blogger Templates