Kısa Kısa Beş

   
    Parça parça sayfalar kaldı elimde. Bir defter daha bitirdim, okul zamanından kalma, kırmızı kenar çizgili.
    Geçenlerde gecenin bir yarısında, baş ucumda ki suyu dökünce sehpama bu defter de aldı nasibini. Tükenmez kalemin maviliği bulanıklaştı satırlarda. İyi ki de bir çok şeyi aktarmışım bloguma ama durmakta hala püf noktaları ve atıştırmalık tarifleri. Bir de 60`dan sonra uygulanacak iç organ botokslama menüleri ^.^
    Her satırını kullanma meraklısıyımdır defterin. Olmadı üst ve alt boşluklara küçük, alakasız notlar sığdırırım. Sonra nereye ne yazdığımı bulamam elbette. 
    Onu, bunu, şunu...Ne fark eder ki!
    Seviyorum işte yazmayı. Sudan çıkmış, bulanık ve yamuk yumuk sayfalar bile olsa.
    

Saçma Seriler Otuz bir

   
    Zihnimi nadasa bıraktım, düşünceler biriksin biraz diye. Fakat dolup taşmasına rağmen parmaklarım gitmedi klavye üzerine. Tıkırt tıkırt seslerle kelimeleri bir araya getiremedi bir türlü.
    Her gün bin bir türlü (Türk zihniyeti abartmayı sever, o kadar çok fikir nerdeee bende!) hikaye gezindi nöronlarımın arasında. Hayat buldular elektriksel akımlarla ^.^ Aslında harbiden bir iki senaryo yazılacak fikir ürettim ama malum tembellik yazmadım bir kenara, uçup gittiler gene unutulanlar diyarına.
    Yıl sonu çekmece temizliği bile yapmadım. Halbuki nadir yaptığım planlardan biridir. Onun yerine uzun zamandır ertelediğim bir iki işi bitirme kararını adım. Normalde bir insanın, tabiri doğru ise bir taraflarıyla gülebileceği şeyler benim için yaşamımda önemli bir iki parçayı yerine oturtmaya yarıyor. Ama size bir genelle yapmam gerekirse, uzun süre beklemiş bir eylemin bitişini görmek insanda inanılmaz bir rahatlama hissi uyandırıyor. Bu eylem ne kadar küçük olursa olsun fark etmez. Olay çözülmüş ve artık zihninizin bir köşesinde sizi dürtüp durmayacaktır ya, en güzeli bu işte.
    Bir yıl sonu bitişleri ve yeni bir yılın başlangıç senaryolarına hazırım. 
    Dünün bu günden, bu günün de yarından pek büyük bir farkı olmasa da benim için, oraya buraya yazarken ya da başarabilirsem kişilerle konuşurken kullandığım Takvimde ki yıl değişimi bir çoğumuza uğurlu gelmesi dileğimle (herkese gelmesin tabi, yoksa kötü insanlar dileğimi kötü emelleri için kullanır ^.^).

Farklı Bir Bitenler Kategorisi ^.^

 
    Hep imrenmişimdir aylık olarak ´´Bitenler`` başlığı altında blog yazısı yazan arkadaşlara. Ben bakım ürünlerini düzenli kullanma alışkınlığı olan biri değilimdir. Evde en sık kullandığım şey el ve banyo sabunudur sanırım ^.^ diş macunum bile daha geç bitiyor.
    Bazı blogger arkadaşlar kullandıkları ürünlerin bitişiyle fotosunu çekip yayınladıklarında bende kendime ´´vay be millet ne kadar dikkat ediyor kendine,ben bir yüz yıkamaya üşeniyim e mi!`` diyerek içlenirim.
    Yapacak bir şey yok. Annem de kendine oldukça bakan biridir. Kremleri ve bakım ürünleri mevcuttur. Hani ´´acaba ben evlatlık mıyım!`` dedirtecek kadar şüphe uyandıran zıtlıklarımız mevcut ^.^
    Fakat benimde elbet sonunu getirebildiğim bazı şeyler olmakta. Her ne kadar nadir durumlar olsa da ucunu bırakmadan başarmışsam sonunu görmeyi ´´bravo bana`` deyip, kafamın okşanmasını beklerim ^.^
  
   İşte benim standart dışı bitirdiğim işlerimden biri. Sevgili kazağımın başlangıcını ve 3.5 numaralı şiş ile verdiğim mücadeleyi bilen arkadaşlar sonucu görsünler istedim. Ve hayır ben o kadar şişman falan değilim. Kazak tombul görünümlü duruyor ^.^ Sökülmüş ipler tekrar örüldüğünde iplerin dokusu değişiyor ve topluyor biraz. Valla giyince üzerime düzeliyor. Hem biraz çekiştirip, bir iki yıkamada kendini salınca tam olur ^.^
    Ben hızımı alınca yeni ipler aldım ve başka bir kazağa başladım. Elbet bir gün biter ise onuda ünlü yapmayı düşünüyorum ^.^
    Sizler de ne var ne yok?

Saçma Seriler Otuz

   
    Biraz ruhumun temposu artsın güzel güzel yazı yazıyım diye, açtım müziği, seçtim albümü, taktım kulaklığı. Ama fark ettim ki bazı albümlerin içi boş. Ne ara silmişim ve neden silmişim bilmiyorum. Bu anılarda ki boşluklar gittikçe artmakta bende. Eminim bir sebebi mevcuttur ama hiç içine giresim yok konuların.
    En aza indirdiğim seçim yapma işlemlerimi, hayatımın yönelmesini etkilemesi pek olumlu değil. Daha basma kalıp bir cümle gerekirse eğer açıklamak için; ne kadar az seçim yaparsam hayatımın gidişatı için, o kadar az sorumluluğum olmuyor, tersine sorumluluklarımdan kaçınıyorum ve ele almam gereken dizginler başkalarının ellerinde çok farklı yönlendirmelere sebep oluyor. Sonuçlara katlanan ben ise durumdan memnun olmama yüzsüzlüğünü gösterip, üstüne birde somurtuyorum.
    Bakış açısı farklılığım yüzünden kurduğum cümlelerim kimi zaman farklı algılanıyor olabilir. Olumlu cümleler olumsuz, olumsuz cümleler olumlu olabilir benim için bazen. Yani yazı üzerinden anlaşılması biraz zaman alan ama alışınca kıvılcımlar saçan çok yönlü düşünme tarzında bir diyalog ile karşılaşırsınız.
    Eğer yüz yüze konuşuyor isek sadece yüz mimiklerimi takip edin. Gerisi safsatadır. Cümleler ile aram iyi değil. Kelimeler duygu ve düşüncelerimi aktarmaya yetmiyor. Tıpkı 10 boyutlu bir şeyi 3 boyutlu anlatmaya benziyor. Sonuç felaket yani ^.^
    Anlaşılmamaya ben alıştım fakat en büyük sıkıntım...hmmm evet aslında sorunum sıkılmak. Yaşam sıkıcı. (Son cümlem bir olumsuzluk ibaresi değildir. Sadece gözlemlerimin sonuçlarına en yakın kelime seçimidir o kadar.)

    

O Pasta Benim ^.^

   
    Bu gün benim Doğum Günüm ^.^
    Nice Mutlu Yıllara bana emi!
    Şeker komasına girmeden o pasta biterse eğer önümüzde ki seneyi de görmeyi planlıyorum ^.^
    Pasta yanına Türk kahvesi ve Anne kuşumun evde yaptığı Nar likörü güzel gitti ^.^ 
    Henüz karar veremedik orta yaşa girdim mi giremedim mi?
    Aile büyükleri henüz yaşlanmadın dediler ben biraz rahatladım.
    Saçlarım da ki aklar başka sebepten demek ki!

    Herkesten hediye istiyorum ^.^ Bu istek okuyanın üzerine yapışsın emi!
    Hediye olarak da iyi dilekleriniz olsun bana ^.^
    Hepsini gün sonunda toptan ekmek arası yapıp yemeyi düşünüyorum ki atomik boyutta bir ömür benimle yaşamaya devam etsinler ^.^
    30`ların son yaşı, bir sonra ki kutlama 40`ların başlangıcı.
    Hala 30`luk iken öpücük yollayayım herkese ^.^
    Sevgiler blogger arkadaşlara.

Kısa Kısa Dört

   
    Biri bana 3.5 numaralı örgü şişini kimin icat ettiğini söyleyebilir mi? Hani şahsı bulursam eğer benden çekeceği var.
    Elbette bizim nesil alışmış kalın ipler ve kalın şişlerle hemen örüp giymeye, bu sebeple ip ince, şiş ince işkencesi karşımıza çıkınca olan o ufacık sabır taşı da un ufak oluyor ^.^
    Örgü dilinde söylenen sözlerden biri olarak ´´üremiyor bu kazak arkadaş`` diye veryansın ediyorum şu anda.
    Ben bu iplikle ilk kazağımı örerken de kesin aynı duygular içinde bulundum ama üzerinden o kadar zaman geçince acısı hafızamdan silinivermiş işte.
    Ahanda! Bu gün kafamdan düşen on tel saçın sebebi bu 3.5 numara şişlendir ^.^

Saçma Seriler Yirmi dokuz

 
    Sersem gibiyim. Sebebi ise dün akşam 11 den itibaren başlayan fırtına. 
    Doğadır bu yapacak bir şey yok elbette. Gök kubbe tepenize inse bile içgüdüsel olarak en güvendiğiniz yere sinmekten başka yapabileceğiniz bir şey olmuyor. 
    Genelde gök gürlediğinde eğer çok yakında çakmışsa şimşek, camlarımızı şöyle bir zangırdatır. Fakat bu sefer direkt binanın kendisi titreşti. Yok artık dedim. Işık çakmasını ve evin içinin gündüz gibi aydınlanmasını sığındığım yatağımda görür görmez kapadığım kulaklarım, doğanın attığı çığlığı zihnimde patlamasını engelleyemedi .(Bu deneyim beni yazar mı yaptı ne!)
    En üst katta oturmanın vermiş olduğu kötü etkilerinden biri olan, sağlam yalıtım yapılmamış çatıların bütün sesleri yansıtmasıdır. Bizim evde ise sağanak yağmur yağarsa ev içinde konuşmalarınızı bile duyamazsınız. Hal böyle olunca sabaha kadar yağan sert yağmur damlaları kendi senfonilerini zoraki dinlettiler bana.
    Eminim bir ara uykuya dalmışımdır çünkü rüya gördüm. Yine tatlı peşinde koşuyordum ^.^ Ne alaka ben bile bilemedim.
    Bu fırtına hangi yöne gidiyor ve sırada kimi vuracak bilmiyorum ama umarım sizler benden iyi bir uyku çekersiniz.

Bilgi

*Burada ki yazıların hepsi (konuk bloggerlar hariç) bana yani blog yöneticisine hatcepsut (Fulya Erdoğan) aittir. Hikayeler başka bir yerde kullanılamaz.
*Yorumların sorumluluğu yorumcunun kendine aittir.
*Güncellenen konuların başlıklarının yanına + işareti konulmuştur.
*Fotoğraf ve resimlerin üzerinde @hatcepsut olanlar, kendi çekimlerim ve tasarımlarım olur.

Newsletter Sign up

Bana Ulaşmak İsteyenler

Ad

E-posta *

Mesaj *

Copyright © 2013 Arada Saçmalamak Lazım ^.^ Download Blogger Templates